Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Dünya kuruluşundan beri Orta Doğu ve dolayısıyla Mezopotamya coğrafyası; Dinler, diller ve bir çok kavme/medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır ve halen de devam etmektedir. Bir mozaik olan bu coğrafyada medeniyetler ve halklar arası zaman zaman anlaşmazlıklar olmuş ve savaşlara sahne olmuştur. Son yüz yıl Türkiye coğrafyasına baktığımızda ise, bu insan mozayiği varlığını hala devam ettirmektedir. Kurtuluş savaşında beraber mücadelen eden Türk-Kürt ve diğer unsurlar, başarıdan sonra tek millet, tek dil, tek eğitim …vs. uygulamalarıyla adeta diğer halklar yok sayılmıştır. Yapılan bu asimilasyon sadece Kürt halkına yapılmadı, bu coğrafyada yaşayan diğer unsurlara da uygulandı. Aslen Çerkez olan Bolu’lu bir dostumla bir sohbetimizde (5 yıl önce) bana; “Bizim çevremizde 35-40 yaş altı Çerkez insanı artık Çerkez’ce konuşmayı bilmiyor, yani unutmuş” demişti. Bir halkın dili için bu çok vahimdir. Özülerek söylemek gerekirse 90 yıllık Ulus Cumhuriyet döneminde toplu veya bireysel olarak insanlara büyük haksızlıklar yapılmıştır. Bazı örnekler verecek olursak; -Bediüzzaman Said Nursi yaşamı boyunca kitapları yasaklandı, bir çok kere mahkemelerde ifadeler verildi ve bazen de tutuklandı, -Nazım Hikmet düşüncesinden dolayı, sürgün olmak zorunda kaldı, -Tunçeli (Dersim) katliamında 10 binlerce insan öldürüldü ve bir o kadar da sürgün edildi, -Zamanın Başbakanı Adnan Menderes, Başbakanlıktan indirildikten sonra idam edildi, -Ahmet Kaya, Yılmaz Güney düşüncelerinden dolayı linç edilmek istendi, yurt dışına gitmek zorunda kaldı, -Başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere, bir çok cezaevleri, işkence yuvası haline getirildi, -Mayıs 1960, Mart 1972, Eylül 1980, 28 Şubat Sureci gibi askeri darbe ve muhtıralarla bir çok insan mağdur edildi. Ve -Nihayet 28 Aralık 2011 Roboski’de Devlet uçaklarıyla 34 TC. vatandaşı öldürüldü…….! Ancak, zaman içerisinde tüm bu olaylardan gerek dönemin idarecileri ve gerekse halk tarafından pişmanlık duyulmuş ve adeta günah çıkarılmıştır. Saydığımız olayların sonucuna bu gün bakacak olursak; -Sait Nursi’nin her türlü kitapları serbestçe piyasada satılmaktadır, -Nazım Hikmet’e yapılan haksızlık bir çok siyasetçi tarafından özür dilenmesi gerektiği dile getirilmiş ve mezarının Türkiye’ye getirilmesi istenmiştir. -Dersim Katliamı için resmi olmamakla birlikte vicdanı özür dilenmiştir. -Ahmet Kaya, Yılmaz Güney’ye yapılan haksızlık her platformda dile getirilmiş, Bakanlar seviyesinde yurt dışındaki mezarları ziyaret edilmiştir. -Halk vicdanında mahkum edilen Askeri Darbe yöneticilerinin bir kısmı mahkemeye çıkarılmıştır. -Yaşı büyütülerek idam edilen çocuk’lar için dönemin Başbakanı göz yaşı dökmüştür. Vs. Sonunda pişmanlık duyulan benzer daha çok haksız olaylar vardır. Bu tür olaylar daima halk nazarında mahkum edilmiş ve aynı halk tarafından veya idareciler tarafından ya özür dilenmiş veya pişmanlık duyulmuştur. Nitekim yakın tarihimizde daha üç yıl önce Roboski’de çoğu çocuk yaşta 34 TC kimliğini taşıyan vatandaş, yine TC. Savaş Uçakları tarafından bombalanarak öldürülmüştür. Cenab-i Allah Kur’anı Kerim de; “Fakat Allah’ın kabul edeceğine söz verdiği tövbe, bilmeden bir kabahat işleyip uzun süre geçmeden pişman olanların tövbesidir. İşte Allah, onların tövbelerini kabul der, Allah bilendir, hikmet sahibidir. (Nisa suresi ayet:17)” “Kimde bir cinayet veya suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz bir iftirada bulunmuş ve açık bir günah daha yüklenmiş olur. (Nisa suresi ayet:112)” “Böyle iken her kim de yaptığı zulmün ardından tövbe edip dürüstlüğe dönerse, Allah elbette tövbelerini kabul eder, çünkü gerçekten Allah, bağışlayan ve merhamet edendir. (Maide suresi ayet: 39) buyrulmaktadır. Şüphesiz benzer ayetler daha çoktur. Ancak bu ayetlere bakıldığı zaman, yapılan bir hatanın ve suçun anlaşılmasından sonra mutlaka pişmanlık duyularak tövbe edilmesi bizden istenmektedir. Roboski olayı vicdan sahibi herkesi ve kesimi derinden özmüş tür. Yukarıda belirtilen olaylar gibi yakın bir zamanda resmi özür olmazsa bile büyük pişmanlık duyulacak ve haksız yapılan bu olayın belgeleri ortaya çıkacaktır. Açıklanıp belli etmedikleri halde, bir çok yöneticinin de bu olay karşısında, vicdanı sızlandığına inanıyorum. Roboski olayında hayatını kaybedeler için bir pişmanlık ve özür dilenmesi gerektiği, zamanının geldiğini düşünüyorum. Böylece, hayatını kaybedenlerin akrabalarının üzüntüsü geçte olsa hafiflenecek ve yöneticilerinin de, vicdani bir rahatlama yaşayacaklarına inanıyorum. Tövbe ve istiğfar yani pişmanlık duymak İslam’ın bir şiarıdır ve büyük bir erdemliktir. Ve unutmayalım ki, tövbe ve pişmanlık hepimize lazımdır. Kazım Karabekir’in İsmet İnönü’ye söylediği şu söz ne kadar anlamlıdır : “Sevgi ve saygı ikna ile kazanılır; Korkutmaktan, sindirmekten ancak nefret doğar.“

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Ankara’da Mardin Rüzgarı

Tanıtım sözcüğü ne anlama gelir ifadesinden hareket edecek olursak,

Tanıtım ; "Bir şirketin veya üretici bir firmanın,   ürettiği ürün ve hizmetlerini, bu ürünlerin özelliklerini, üretim biçimini, teknolojisini, kurumsal kimliğini, ürettiği unsurlara yüklediği duygusal bağlarla birlikte, geniş halk kitlelerine, onların bütün bunları sahiplenmesini, benimsemesini, istemesini sağlayacak şekilde anlatmasıdır." Şeklinde bir tarif yapılabilir. bu bilgilendirme çalışmaları; televizyon kanalları, radyolar, gazete ve dergiler gibi kitle iletişim araçlarıyla birlikte, açık hava tanıtım araçları vasıtasıyla oluşturulan mecralardan yararlanılmaktadır.

Asıl konumuza gelecek olursak, Mardin son zamanlarda, yörenin, ülkenin ve hatta yurt dışında bile bazı insanların dikkatini çekmekte, tarih ve inanç turizmi her gün gelişmektedir.  Bu nedenle, daha iyi bir yere gelmesi için tanıtım büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla, bu yıl 19-22 eylül 2013 günlerinde Ankara’da Mardin Tanıtım gün’lerinin ikinci yapıldı.

Evvela emeği geçenlere Başta Sayın Valimize, Belediye Başkanımıza ve diğer herkese teşekkür ediyorum. Mardin mutlaka tanıtılmalı ve hak ettiği yere mutlaka gelmelidir.

Herkesin bir bakış açısı olabilir. Organizasyona bakıldığında, olumlu bakanların yarında olumsuz bakanlar da vardır. Herkesin görüşüne saygı duyuyorum.

Acizane birkaç cümleyle görüşümü ifade edecek olursam şu noktalar ortaya çıkar.

Olumlu yönler ;

-Tanıtım gününün yapılmasına karar vermek başlı başına olumlu bir karardır.

-Dışarıda kültür merkezinin girişindeki Mardin fotoğrafları harikaydı, insanların dikkatlerinden kaçmıyordu, sık sık fotoğraf çekenleri gördüm.

-Valilik ve Belediye Başkanlığı stantlarının görünümü güzeldi.

-Başka illerin tanıtım günlerini gezmiştim, Mardin gününe baktığımızda katılım gayet iyiydi. Mardin kökenli insanlardan ziyade Mardin dışındaki insanlar bayağı çoğunlukta idi.

Olumsuz yanlarına gelince ;

-Fuar Organizasyon firmasının hizmetleri eksikti,

-Yer kiraları fazlaydı, Bu nedenle Mardin firmalarının katılım sayıları azdı,

-İletişim çok bozuktu (telefonlar çekmiyor, internet yok, tv.yayıncıları naklen yayın yapmakta sıkıntı çektiler vs.),

-İl Milletvekilleri daha geniş bir katılım sağlayabilirlerdi. (Diğer bölge Milletvekillerini yanına alarak gelme gibi)

-Dışarıdan katılan firmalar ürünlerini satarken (özellikle yöresel gıda-Lokantalar) Mardin ürünü diye satış yapınca bu Mardin imajına menfi etkisi olacaktır.

Olumlu ve olumsuz yönleri çoğaltmak mümkündür, ama amaç Mardin tanıtımı olduğuna göre; Mardin, Ankara’da sesini duyurdu.

Sonuç  olarak, daha iyi bir organizasyon olması halinde,  daha güzel bir tanıtım olabileceğine inanıyorum.

Kasım ayında Mardin Tanıtım gününün İzmir’de olacağı çalışmaları yapılmaktadır. Duyduğumuz doğruysa, Mardin Medeniyetler Birliği Başkanı Hemşehrimiz Sayın Sait Söğüt bu tanıtım gününü düzenleyeceği söylenmektedir. Sait bey, tecrübeli bir insandır. Umarım İzmir tanıtım günü başarılı geçer, kendisine şimdiden başarılar dilerim.

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Tüketici hakları konusunda sizleri bilgilendirmeye devam ederken, bu gün de, Evrensel Tüketici Hakları hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Türkiye’nin de imza attığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen  ve Sanayi Bakanlığınca yayımlanan  EVRENSEL TÜKETİCİ HAKLARI nelerdir ? Gelin birlikte okuyalım.

 

Evrensel Tüketici Hakları

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü”nün önerisi ve oybirliği ile 1985 yılında kabul edilen, Türkiye’nin de imza atmış olduğu, tüketicilerin uluslararası anayasası niteliğindeki “Tüketicilerin Korunması İlkeleri Rehberi”ni oluşturan ve daha sonra Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü tarafından geliştirilen evrensel tüketici hakları 8 başlık altında toplanmıştır.

Tüketici Hakları Evrensel Beyannamesi olarak da adlandırılan bu Deklarasyonun 2 nci maddesinde “Hükümetler, aşağıda belirtilen ilkeleri göz önünde tutarak, güçlü bir tüketiciyi koruma politikası geliştirip kuvvetlendirmeli ve sürdürmelidir. Bunu yaparken her hükümet, tüketicilerin korunması ve sosyal şartları ile halkın ihtiyaçları doğrultusunda ve önerilen tedbirlerin sonuçlarını ve yararlarını kavrayarak kendi önceliklerini belirlemelidir.” ifadesine yer verilmiştir.

1-Tüketicilerin Temel İhtiyaçlarının Karşılanması Hakkı

İnsanın insan olmaktan doğan ve hayatını devam ettirebilmesi için gereken asgari ihtiyaçlarını karşılayabileceğini belirten bu hak, tüketicinin en temel hakkıdır. Gelişen ve değişen dünya şartları içerisinde; beslenme, barınma, ısınma, aydınlanma, içecek su bulma, ulaşım ve haberleşme gibi bütün ihtiyaçlar tüketicinin en temel haklarıdır.

2- Sağlık ve Güvenliğin Korunması Hakkı

Sağlık ve güvenliğin korunması hakkı, tüketicinin tehlikeli ve riskli mal ve hizmetlere karşı korunmasını, tüketiciye sunulan her türlü mal ve hizmetin yaşam ve sağlık açısından tüketicilere zarar vermeyecek kalite ve nitelikte olmasını ifade eder.

Mal ve hizmetlerin güvenilir ve kaliteli olmadığı hallerde tüketici bu mal ve hizmetin kendisini zehirlemesi, sakatlaması, yaralaması ve hatta öldürmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu hak tüketicilerin doğrudan doğruya hayat ve sağlıkları ile ilgilidir.

3- Ekonomik Çıkarların Korunması ( Mal ve Hizmetlerin Serbestçe Seçilmesi ) Hakkı

Ekonomik çıkarların korunması hakkı, tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetler arasında gelir düzeylerine göre kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, istedikleri mal ve hizmetleri ucuz ve kaliteli olarak alabilmesi ve seçeneklerin artırılmasını ifade eder.

Bu hak dikkate alınarak, reklamlar, kapıdan satışlar, kredili ve taksitli satışlar, haksız şartlar içeren sözleşmeler, tüketici kredileri, satış sonrası hizmetler, fiyatlar, çeşitli kamu hizmetleri gibi konularda tüketicilere daha iyi ve uygun koşullarda mal ve hizmet sunulmasının sağlanması ile bu konularda tüketicilerin aldatılmamaları, zarar görmemeleri ve mağduriyetlerinin önlenmesi, tüketicilerin yaşam düzeylerinin yükseltilmesine ilişkin yasal, idari, teknik, sosyal ve ekonomik önlemler alınmaktadır.

4- Bilgi Edinme Hakkı

Bilgi edinme hakkı, tüketicilerin satın alacağı tüm mal ve hizmetler ile bu mal ve hizmetleri üreten, satan kuruluşlara ait bilgilerin doğru, tutarlı ve eksiksiz olarak zamanında tüketicilere verilmesini ifade eder. Bu hak kapsamında mal ve hizmetlerin özellikleri, kullanım, bakım koşulları ile tehlikeleri ve risklerine ilişkin tüketicilerin doğru ve eksiksiz olarak bilgilendirilmesi gerekmektedir.

 

5- Eğitilme Hakkı

Tüketicinin eğitimi bireyin ekonomik faaliyetlerini yönlendirme, ihtiyaçlarını karşılama ve pazarı etkileme gücünü artırmayı hedef alan eğitim ve bilgilendirme yatırımı olarak tanımlanabilir. Tüketicinin eğitimi hem tüketicilerin korunması hem de bilgilendirilmesi açısından önem arz etmektedir.

Eğitim programlarının temel amacı, tüketiciye ihtiyaç duyduğu bilgileri nerede ve nasıl bulacağını, bilgiyi nasıl değerlendireceğini ve kullanabileceğini öğretmektir. Bunun yanında tüketicinin mal ve hizmetleri satın alma ve kullanma becerisini geliştirmek, üretim ve bölüşüm şartlarının sorgulanmasını sağlamak, bir bütün olarak çevre bilincini oluşturmak, üretimin olduğu gibi tüketiminde niteliğini belirleyen ekonomik ve toplumsal tercihlerde taraf olmayı öğretmektir. Kısacası tüketicilerin tüketici bilincine sahip olmaları, hak ve sorumluluklarını öğrenebilmeleri açısından eğitilmeleri gerekmektedir.

6-Tazmin Edilme ( Zararların Karşılanması ) Hakkı

Satın alınan mal ya da hizmetlerin öngörülen nitelikte olmaması, ayıplı veya hatalı çıkması durumunda; ayıplı malın geri alınması, değiştirilmesi, ayıplı hizmetin yeniden görülmesi vb. gibi ayıpların ve neden oldukları her türlü maddi, hukuki ve ekonomik zararların karşılanmasıdır. Tüketici, üretici ya da satıcı tarafından zararı karşılanmadığı hallerde, karar süreçlerinin uzun olmadığı ve tüketicilerin katlanacağı maliyetlerin yüksek olmadığı yargı yollarına başvurabilmelidir.

7-Temsil Edilme ( Sesini Duyurma ) Hakkı

Temsil edilme hakkı, tüketicilerin haklarını alabilmeleri ve koruyabilmeleri için bir araya gelerek güç birliği oluşturabilmeleri, hak ve çıkarlarıyla doğrudan ya da dolaylı olarak kendilerini ilgilendiren yasal, idari, teknik, ticari, ekonomik, sosyal ve politik her konuda düşünce ve görüşlerini belirtebilmeleri, kamuoyu oluşturabilmeleri ve çeşitli kuruluşlarca alınan  kararlara örgütleri aracılığı ile demokratik biçimde katılabilmelerini ifade eder.

8- Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı

Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, sağlık şartlarına uygun, ekolojik dengenin bozulmadığı, temiz hava, yeterli ve temiz su, daha çok yeşil alan, sağlıklı ve kaliteli alt yapı hizmetlerinin bulunduğu, bir yaşama ortamının tüketicilere ve gelecek nesillere sağlanmasını ifade eder.

 

Problemsiz ve sorunsuz bir alış veriş yapmanız dileğiyle hoş ve esen kalın.

 Musa ÖZTÜRK                                                                                                                                                         

Mardin Tüketici Koruma ve Bilgilendirme Dernek Başkanı